Anlam Arayışı Üzerine

Uzun zamandır yazı yazmadığım göz önüne alındığında seçtiğim ilk konunun anlam olması aslında şaşırtıcı değil. Bu geçen bir buçuk yıllık süre zarfında (o kadar olmuş mu?) anlamları tekrar düşünme ve kavramın kendisine yoğunlaşma işi ile meşgul oldum. İstediğim kadar netleşti mi “anlamlarım”? Tartışılır. En azından tekrar yazmaya başlamak da anlam arayışı yolculuğunun kendisi kadar “anlamlı”.

TDK, anlam için “bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana” diyor. Bana göre ise anlam; zihindeki yansıma, ilişkilendirdiğimiz duygudur ve anlam dinamiktir. Dinamik derken değişkenlikten söz ediyorum. Kaybolmaz, evrilir.

Anlamın felsefik tartışmasını yapabilmek için yeterli bilgi ve teknik altyapıya sahip değilim bu nedenle sadece iş hayatında anlama odaklanacağım.

Geçtiğimiz günlerde bir görüşmede, “Kavramların içini o kadar büyük bir hızla boşaltıyoruz ki şirketler eğitimlerinde anlam üzerine odaklanmaya başladılar.” şeklinde bir cümle duydum. Hiçbir işe yaramayan performans değerlemeleri, zorunlu eğitimlerle slayt başına sürüklenen çalışanlar, para ile motivasyonun “satın alınmadığı” görülmesi artık şirketleri, –elbette yine firma çıkarları için– yapılan işin anlamına ve bu anlamı çalışanlara empoze etmeye yönlendiriyor.

Yöntem olarak dayatma seçilmişse yine zaman kaybı. Bırakın çalışanlar kendileri bulsunlar. Sadece bulmaları için uygun zemini hazırlamak yeterli. Başlangıç için basit sorularla başlayabilirsiniz.

– Biz ne iş yapıyoruz?
– Biz artık bu işi yapmasak eksilir?
– Biz neyi diğer firmalardan farklı yapıyoruz?

Verilen cevapları ayıklayıp #hashtag’ler belirleyebilirsiniz. Bunlar şirketinizin kodları. Bu kodları hem kurumsal faaliyetlerinizin temelinde (iletişim, eğitim, performans, görev tanımı/prosedürler) kullanabilir hem de tümdengelim yöntemi ile çalışanların bireysel “anlamlarını” bulmalarını sağlayabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir