Dijital Eğitimin Dünü, Bugünü ve Yarını

Geçtiğimiz dönemde Kariyer.net ve 4EKİP’in projesinde İK’nın farklı alanında uzman 9 blogger bir araya gelerek “Dijital İK” e-kitabını yayınlamıştık. İki bölüm yazmış olduğum bu çalışmada, özellikle “Eğitimi Dijitalleştirilmesi” konusunu büyük bir zevkle incelemiştim. Aşağıda bu çalışmanın “Uygulamacılar için Dijital Eğitimin Dünü, Bugünü ve Yarını” başlığını bulacaksınız. Tamamı için tıklayın.

Dijital Eğitimin Dünü:

Dijital eğitimin kökenlerine bakıldığında ilk karşımıza çıkan uygulamanın 1920’lerin başlarında Sidney Pressey tarafından icat edilen “Testing Machine” olduğu görülüyor. Evet/Hayır cevaplı sorular gösteren makine, doğru yanıt verilmesi durumunda şeker sunma prensibi ile çalışmaktaydı. Eğitimde sınav ve ödüllendirme kavramının makineleşmiş ilk hali buydu.

B.F. Skinner bu fikri geliştirerek “Teaching Machine” adlı aygıtı icat ettiğinde 1950’lere gelinmişti. Makine, pekiştirme prensibini temel alarak eğitim konusuna ait soruları sorulması, doğru cevapta bir sonraki soruya geçmesi, yanlış cevapta ise eğitimi alan kişiyi soruya ait eğitim materyaline döndürülmesi ilkesiyle çalışmaktaydı.

1980’lere gelindiğinde aradan geçen yıllarda büyük aşamalar kaydedilmiş olup ilk bilgisayarlar aktif olarak kullanılmaya ve ABD’nin bazı üniversitelerinde bilgisayar temelli eğitime başlanmıştı. 1990’larda World Wide Web’in ortaya çıkması ve hızla gelişmesi ile kişisel bazda eğitim yaygınlaşmış, 2000’lere ulaşıldığında ise işletmelerin dijital eğitimin maliyet ve zaman yönünü keşfetmeleri ile büyük ivme kazanmıştır. Dijital eğitim, 2010’larda da bu ivmenin devamı olarak sosyal ağların da devreye girmesi ile altın çağını yaşamaya başlamıştır.

Dijital Eğitimin Bugünü ve Yarını:

Dijital eğitim 2010’li yılların başından beri en hızlı büyüyen sektörlerden biri ve büyüme hızına bakıldığında uzun vadede bir durum değişmeyecek gibi görünüyor. 2015 yılı için küresel e-öğrenme sektörünün 107 Milyar Dolara ulaştığı düşünülüyor. Kaynak

Peki, dijital eğitimi bu kadar önemli yapan nedir?

Bu aşamada beş temel faktörden söz edilebilir. İlk olarak devamlı yokluğundan yakındığımız olgu: Zaman. Dijital eğitimin her yerden ve her zaman erişime açık olması kişilere ve işletmelere zaman tasarrufu sağlıyor. Zamandan bağımsızlık, eğitimi alan kişilerin ihtiyaç halinde istedikleri bilgiye ulaşabilmelerine böylelikle son maddede inceleyeceğim öğrenme kolaylığı ve akılda kalıcılığı sağlıyor.

İkincisi basılı eğitim materyallerini ve eğitim seyahatlerini azalttığından doğaya bırakılan karbon ayak izini minimize etmemizi sağlıyor. Bu da sürdürülebilir çevre için yaşamsal önem taşıyor. Üçüncü faktör olarak geniş kitlelere hitap edebilme karşımıza çıkıyor. Öyle ki, küresel ekonominin oyuncularının ülkelerden ve ofislerden bağımsız çalışanlara sahip olduğu bilinen bir gerçek.

Dijital eğitim sayesinde geniş coğrafyalara yayılmış çalışanlar 7/24 tek elden eğitim alabiliyorlar. Hindistan ve Çin’in dijital eğitim sektörünün en hızlı büyüdüğü ülkeler olması bu açıdan bakıldığında hiç şaşırtıcı değil. Eğitim seyahatlerini, eğitici ve basım maliyetlerini gibi maliyetleri azaltması dördüncü faktör olarak maliyet azaltıcı yönünü ortaya çıkarıyor. Son olarak, yapılan araştırmalarda geleneksel yöntemlerle kıyaslandığında dijital eğitimin akılda kalıcılığı arttırdığı görülmüştür. Pedagojik olarak da incelendiğinde, görsel eğitimlerin okumaya dayalı eğitimlere oranla öğrenmeyi ciddi bir şekilde hızlandırdığı ve eğitim etkinliğini arttırdığı görülmüştür.

Belirtilmiş olan bu faktörlere eklenebilecek en can alıcı madde ve dijital eğitimin eğitim kavramını geleneksel, sıkıcı ve tekdüze formattan çıkarması ve nefes almak, su içmek gibi olağan bir süreç haline getirmesi noktasındadır. Böylelikle kişiler farkında olmadan günlük hayatları içinde istedikleri bilgileri alabilmektedirler

Dijital eğitimin eksik yönleri yok mu?

Elbette var. Ancak diğer eğitim tiplerine oranla daha az. Paylaşım kolaylığı olumlu bir yön gibi görünse de mülkiyet hakları dijital eğitimde daha fazla çiğnenebiliyor. Bilgi güvenliği büyük önem kazanıyor. Bunun yanında veri yükünün devamlı artmasının ve fazlalığının sistemlerin olumsuz etkilenmesine ve data kapasitesini arttırmak için yüksek tutarlı yatırım maliyetlerine neden olduğu da görülüyor. Dijital eğitim en büyük handikaplarından biri de eğitimi alan kişinin karar mercii olmasından ve herhangi bir zorunluluk taşımaması nedeniyle eğitimin tamamlanmama oranının yüksek olmasıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir